FilmFilm İnceleme
Trend

Sancılı Bir Evliliğin Hikayesi: Marriage Story [SPOILERLI]

2019’un heyecanla beklenen filmlerinden birisi olan Marriage Story, geçtiğimiz günlerde izleyici ile buluştu.

76.Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan’a aday gösterilmiş olan Marriage Story, bunun yanı sıra 5 Altın Küre  Adaylığı ile de iddiasını ortaya koyuyor. Bağımsız Ruh ve Gotham Ödülleri’nde aldığı ödüller ile Oscar’ın en iddialı filmlerinden bir tanesi olduğunu gösteren film, sadece ödüller ile değil, içeriği ile de gözleri dolduruyor.

Noah Baumbach, Frances Ha! gibi bir akılda kalıcı ve keyifli bir baş yapıttan sonra Marriage Story ile yine bir baş yapıt izletiyor bizlere.

Filmde Ne İzliyoruz?

Bir sanat yönetmeni ve onun oyuncu eşinin evliliklerinin parçalanmasına şahit oluyoruz. Her şey çok güzelmiş gibi başlayan filmde hikaye, birbirlerinin ölmelerini dilediklerini itiraf ettikleri ana kadar uzanıyor.

Evliliklerindeki sancıyı terapist yoluyla çözüme kavuşturmaya niyetlenen çift, Nicole (Scarlett Johansson)’ün bu çözüm yolundan memnun kalmaması ile kendi aralarında anlaşarak boşanmaya karar veriyor. Fakat Nicole’ün avukata gitmesi işleri çirkin bir yola sürüklüyor.

Nicole’ün evliliğinde yaşadığı durumların kendini nasıl değersiz hissetmesini sağladığını avukatına anlatırken, aslında kendi hayatımızdan bir anı yaşıyormuş gibi hissetmemek çok zor olurdu. Eğer siz de burada “zavallı Nicole, ne kadar zor şeyler yaşamış” dediyseniz, bir de filmin bitmesini bekleyin.

Evliliğin Nicole’ü, boşanmanın ise ruhsal olarak Charlie’yi nasıl bitirdiğini izliyoruz. Ağır ve sancılı bir sürecin ardından filmin sonunda bir şekilde uzlaşarak ayrıldıklarını izliyoruz. Bu ayrılığın birbirlerine olan sevgilerini bitiren bir ayrılık olmadığını görmek çok zor olmuyor.

Bu noktada bu sorunlarla kavrulan ilişkide iki karakterimize biraz daha eğilmekte yarar görüyorum.

Neler yaşıyoruz?

Bu sancılı boşanmaya ilk olarak Nicole’ün gözünden bakma şansı elde ediyoruz. Filmin başında kocasının ufak detaylarını seven ve onu iyi tanıyan bir kadın olan Nicole, terapistte yazdıkları ile bize evliliğinde mutlu olduğunu hissettirse de aslında hiç öyle değildir. En azından, bir zamanlar sahip olduğu mutluluğa artık uzak olduğunu fark edebiliyoruz. Avukatına anlattıklarına göre istekleri, hayalleri, düşünceleri hayatını geçirdiği insan tarafından önemsenmediğini düşünen Nicole, gözümüzde haklı konuma geçiyor.

Burada Charlie’nin ilişki içerisindeki davranışlarına da ayrı bir parantez açmak gerek. Film, evlilikleri boyunca Charlie’nin Nicole’ü kendi hayalleri ve istekleri ile baskı altına aldığını anlatıyor. Bu duygusal şiddet ile başa çıkmaya çalışmaktan bıkan Nicole’ün artık bu evliliği sonlandırma kararı alması, bana göre asla yadırganacak veya garipsenecek bir durum değil.

Çift boşanma, avukat gibi dertlerle uğraşırken 8 yaşındaki oğulları Henry ise bu boşanmanın en fazla yıpranan kişisi oluyor hiç şüphesiz. Nicole’ün çocuğu üzerinde baskıcı bir anneye dönüşüyor. Bir şekilde Charlie ile Henry’nin geçireceği vakitleri baltalaması tabii ki oğulları üzerinde bir etki bırakıyor; babadan uzaklaşma. Kısacası Henry ve Charlie’nin ilişkisi bizi içten içe üzen bir noktaya varıyor.

Çiftin bu süreçlerinin en çetrefilli aşamasında, avukatlar olayı iyice kızıştırırken ikilinin birbirlerine karşı ağızlarına geleni söyledikleri ve harika oyunculuk performanslarına şahit olduğumuz sahne; filmin en çok yükseldiği an olarak akıllarımızda yer ediyor. Charlie’nin Nicole’ü aldattığını ona, “Başka bir kadınla yattığıma değil, başka bir kadınla güldüğüme üzül.” cümlesiyle itiraf etmesi filmin başında birbirlerinden bahsedişlerini izlediğimiz çiftin nasıl bu hale geldiğini düşündürmüyor değil. Bencil tavırlar, kendi hayal ve isteklerine sürekli öncelik tanıma hali ve bu pasif baskı ile bir evliliğin nasıl parçalanabildiğini bize gösteren Marriage Story, şüphesiz ki arayanlar için oldukça fazla nasihate sahip.

Oscar beklememize sebep olan kusursuz oyunculuklar, hikaye alıntısı ve güçlü senaryosuyla yılın en iyi filmlerinden birisi. Marriage Story’e gönül rahatlığı ile 9/10 veriyorum ve sizi Adam Driver’ın Being Alive söylediği sahne ile baş başa bırakıyorum.

Etiketler

Şevval Ceylan

Dizi, film izlemekten ve oyun oynamaktan hoşlanan, kahramanı Captain America olan bir genç kız...

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu