FilmFilm İncelemePazar Sinema Kulübü

Pazar Sinema Kulübü #6: The Last Of The Mohicans

Pazar Sinema Kulübü, televizyonların salonlarımızı işgal etmeye başladığı yıllarda hafta sonunun baş tacı programıydı. Birçok yıldız ismin rol aldığı yapımlar ile Pazar Sineması efsanesi sayesinde tanıştık. Ülkemize dünya sinemasını sevdiren film serisi Base Keepers ile geri dönüyor. Yıllanmış ama yıllandıkça da seyir keyfi artmış filmleri her Pazar sizlerle buluşturuyoruz. Bir haftalık aranın ardından, Pazar Sinema Kulübü olarak yeniden karşınızdayız. Bu haftaki filmimiz, 18. yüzyıl Amerikasında savaşın ortasında mahsur kalmış bir grup insanı konu alan The Last Of The Mohicans, Türkçe çevirisiyle Son Mohikan. Müzikleri kendinden ünlü, muhteşem dönem savaş sahnelerine sahip The Last Of The Mohicans, okurlarımıza bugünkü tavsiyemiz.

Filmin başında İngiltere ve Fransa’nın, Avrupa’da olduğu gibi, Amerika’nın kuzey-doğusunda savaştıklarını öğreniyoruz. Bu savaşta Edward Kalesi’nde yer alan İngiliz askerlerine ise Albay Edmund komutanlık etmektedir. Hikaye Edmund’un kızları Cora ve Alice’in Londra’dan kalkıp babalarını ziyaret amacıyla Amerika’ya gelmelerini konu edinmektedir.

Savaşta her iki devletin yanında da yerli müttefikler savaşmaktadır. Fransızların yanında Huron kabilesi yer alırken, İngilizlerin silah arkadaşları Amerikan milisler ile birlikte birkaç küçük yerli halktır. Mohikanlar ise bu söz konusu halklardan biri. Mohikanların şefi Chingachgook ile birlikte oğulları Uncas ve Hawkeye, savaşın bitmesini böylece batıya yerleşip Mohikanların soyunu devam etmeyi arzulamaktadırlar. Bu yüzden İngilizler, onları ve milisleri kaleye çağırdığında gitmeyi rededip, köylüleri yaşanacak yağmalara karşı korumak istiyorlar.

Hikayenin öte tarafında Alice ve Cora Binbaşı Duncan’ın eşliğinde bir grup askerle birlikte Edward Kalesine gitmekteydi. Yolda Huron Kabilesinin baskınına uğrayan grubun imdadına Hawkeye ve ailesi yetişir. Alice ve Corayla birlikte binbaşını da kurtaran Mohikanlar, İngilizleri kaleye götürmek üzere yola koyulurlar.

Yönetmenin İncelikle İşlediği Bir Yapım

Hikayenin devamında izleyenleri sürükleyici bir film beklemekte. Özellikle kale kuşatma sekansı, oldukça etkileyici. Bununla birlikte savaş sahneleri de harika bir görselliğe sahip. Kuzeyin sık ormanları ve barut dumanıyla oluşan sis, filmin havasını oldukça etkiliyor. Savaşın acımasız yüzünü iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Dahası The Last Of The Mohicans’ın görselliği ile ilgili konuşmamız gereken diğer bir konu, yönetmen Michael Mann’in filmin çekimi sırasında sadece doğalı ışık kullanması. Bu durum sizde filmin takibi zor sahneler içerdiği izlenimi yaratabilir. Fakat aksine söz konusu sahneler ile The Last Of The Mohicans’ın seyir zevki artıyor. Tabii bunun sağlanmasında en büyük pay yönetmenin. Zira Michael Mann her karede istediği görüntüyü yakalayana kadar büyük bir titizlikle çalışmış. Usta zanaatkar misali işini ince ince süsleyen yönetmen, filmin bu kadar iyi olmasında başlıca nedenlerden biri.

Başka bir sebep olarak ise oyunculukları gösterebiliriz. Özellikle de iki oyuncunun üstünde durmak gerekiyor. Bu isimler iki kabile liderini canlandıran Chingachgook rolüyle Russell Means ve Magua rolüyle Wes Studi. Her iki karakterde bu filmi ayakta tutan iki ana direk. Öncelikle film bize ‘Tamamen iyi ya da kötü yoktur, herkes iyi içinde biraz kötülük ve her kötünün içinde biraz iyilik vardır.’ mesajını veriyor. Yine de hikayenin en kötüsü ve en iyisini canlandıran iki aktörün gösterdiği üstün performans filmin öne çıkan unsurlarından. Bunun yanında Daniel Day–Lewis’in canlandırdığı Hawkeye karakteri ve Madeleine Stowe’un hayat verdiği Cora Munta karekteri, beyaz perdenin en güzel çiftlerinden biri. Steven Waddington ise filmde Binbaşı Duncan Heyward rolüyle karşımıza çıkıyor. Müzmin aşığı canlandıran aktör filmin öne çıkan diğer oyuncularından biri.

Hafızalarda Yer Edinen Bir Müzik

Dahasında The Last Of The Mohicans’dan bahsedip müziklerine değinmemek olmaz. Zira filmin kendisinden daha çok tanınan müzikleri tüm dünyada yarışma programlarından komedi skeçlerine, spor müsabakalarından viral videolara kadar birçok alanda kullanılıyor. Filme dönecek olursak ana müziğin girdiği sahneler oldukça özel. Öncesinde bahsettiğimiz yönetmenin görsellikteki başarısı söz konusu müzik ile birleşince, doyumsuz anlar ortaya çıkıyor. Öyle ki filmin herhangi bir konuşma içermeyen, sadece müzikleri ile izleyebileceğiniz bir versiyonu da bulunmakta. Filmi beğenenler özellikle de müziklerin hastası olanlar için iki saatlik bu alternatif versiyonu da izlemelerini öneririm.

Tüm bunların sonucunda, The Last Of The Mohicans’ı izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Yer yer dinginliği ile sizi mest eden yer yer ise kanlı savaşlar ile kanınızı kaynatan bu yapım, Pazar Sinema Kulübü’nün bu haftaki tavsiyesi. Michael Mann tarafından usta bir zanaatkar edasıyla ince ince işlenen bu yapımı kaçırmamanızı öneririm. Diğer bir çok film ile gelecek pazarlarda bir araya kalma ümidiyle, iyi seyirler efendim.

Pazarınızı güzelleştirecek diğer öneriler için;

Pazar Sinema Kulübü

Etiketler

Kubilay Koyuncuoğlu

Doğuştan Silivrili, soğuk sever. Mahallenin dost canlısı, süper yazarı.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu