FilmFilm İncelemePazar Sinema Kulübü

Pazar Sinema Kulübü #18: Watchmen

Pazar Sinema Kulübü, televizyonların salonlarımızı işgal etmeye başladığı yıllarda hafta sonunun baş tacı programıydı. Birçok yıldız ismin rol aldığı yapımlar ile Pazar Sineması efsanesi sayesinde tanıştık. Ülkemize dünya sinemasını sevdiren film serisi Base Keepers ile geri dönüyor. Yıllanmış ama yıllandıkça da seyir keyfi artmış filmleri her Pazar sizlerle buluşturuyoruz. Seriye verdiğimiz bir haftalık Oscar ardından ‘süper’ bir film ile dönüyoruz. Alan Moore tarafından kaleme alınıp, Dave Gibson‘ın çizimini tamamladığı aynı adlı çizgi romandan; Zack Snyder‘ın çok başarılı bir şekilde uyarlaması sonucu beyaz perdeye aktarılan film, izleyicilere yaklaşık üç saatlik ziyafet vadediyor. Başından sonuna başka  bir yapıma ihtiyaç duymaksızın bir süper kahraman hikayesi anlatmasıyla ön plana çıkan Watchmen, bu haftanın Pazar Sinema Kulübü üyesi.

Gökdelenin zirvesindeki dairesinde, televizyondan Amerika ile Sovyet Rusya arasındaki Soğuk Savaşın kızışmasını takip eden Edward Blake’in, kimliği belirsiz bir zanlı tarafından öldürülmesiyle başlıyor Watchmen. Söz konusu cinayeti, gölgelerde hizmet veren Rorsach’ın soruşturmaya başlamasıyla da hikaye derinleşiyor. Dünyayı hasta ve yozlaşmış olarak gören kahramanımız, Edward Blake’in gerçek kimliğini öğrenmesiyle geçmişten tanıdığı birkaç arkadaşını uyarmaya karar verir.

Watchmen’de hikaye Komedyen adlı kahraman Edward Blake’in ölümüyle başlıyor

Film, çizgi roman tarihinin en başarılı birkaç hikayesinden biri olan Watchmen‘i esas almasından da ötürü harika bir senaryoya sahip. Edward Blake ve cinayeti etrafında tek tek diğer tüm karakterlerin orijin hikayelerini de öğreniyoruz. Blake’in, geçmişinde hayatlarına bir şekilde değindiği kahramanların öykülerini izledikçe de soruşturmadaki sır perdeleri aralanıyor. Başlarda bir intikam cinayeti olarak görülen olay zamanla anlaşılıyor ki aslında daha büyük bir resmin ufak bir parçasıymış.

Soruşturmanın en önemli üyesi olan Rorsach, Watchmen‘de ayrı bir yere sahip. Sorunlu geçen çocukluğundan kötüler ile savaşmaya karar vermesi ve bu savaşta gösterdiği tutumun nedenlerine kadar kahraman filmde çok iyi yansıtılmış. Watchmen, karakter gelişiminin harika anlatıldığı Rorsach’ı canlandıran Jackie Earle Haley‘in üstün performansıyla beyaz perdeye unutulmayacak bir karakter kazandırmış.

Rorsach’ın yanı sıra Watchmen‘in diğer kahramanları da hikayede büyük öneme sahip. Dr. Manathan’ın ortaya çıkışı ve insani duygulardan arınıp mantığın canlı kanlı haline bürünmesi, Laurie’nin yaşadığı aile dramı ve Manhattan ile olan ilişkisi ya da Dan Dreiberg’in çocukluk hayalinin peşinden koşup kahraman olması, hepsi Watchmen‘in genel hikayesinin yapı taşı. Her bir kahramanın, zaman zaman diğer kahramanlar ve özellikle Edward Blake ile kesişen, hikayesi birer yapboz parçasından ibaret. Filmin nihai sonuyla anlaşıldığı üzere anlatılan hiçbir olay gösterilen hiçbir sahne boşuna filmde yer almıyor ki bu da 200 dakikalık bir yapım için kolay bir başarı değil.

Rorsach ise Komedyen’in ölümünden pis kokular almaktadır

Filmin görselliği ise film boyunca istikrarlı bir etkileyiciliğe sahip. Dave Gibson‘ın çizimleri, Zack Snyder gibi beyaz perdeye epik tablolar yansıtmayı seven bir yönetmenin elinden geçince Watchmen‘den daha azı da beklenemezdi zaten. Rorsach’in deyimiyle hasta şehir New York’un tasviri ve kıyamet saatine uygun karanlık atmosfer, filmi güzel kılan diğer unsurlar. Görselliğinin yanı sıra Watchmen müzikleriyle de şölen vadediyor. Zira film boyunca Bob Dylan, Leonard Cohen, Jimi Hendrix, Simon&Garfunkel, Muse gibi bir çok ismin müziklerine yer veriliyor. Ayrıca filmin ana ve kahraman teması müziklerini besteleyen Tyler Bates’in harika bir iş ortaya koymasıyla da Watchmen, tekrar tekrar dinlenilecek bir listeye sahip.

Sonuç olarak, Zack Snyder‘a bir zamanlar DC Sinematik Evreninin anahtarını teslim ettirecek kadar iyi bir film olan Watchmen, bu haftanın Pazar Sinema Kulübü üyesi. İyi ve kötünün değil kendince doğruların savaşını anlatan yapımı kesinlikle izleyin. Haddimizi aşarak söylüyoruz ki dahasında Watchmen‘in uyarlandığı aynı adlı çizgi romanı da kesinlikle okuyun. Diğer film tavsiyeleri için bir sonraki pazarlarda görüşmek üzere, şen ve esen kalın.

Etiketler

Kubilay Koyuncuoğlu

Doğuştan Silivrili, soğuk sever. Mahallenin dost canlısı, süper yazarı.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu