FilmFilm İncelemePazar Sinema Kulübü

Pazar Sinema Kulübü #17: Gladiator

Pazar Sinema Kulübü, televizyonların salonlarımızı işgal etmeye başladığı yıllarda hafta sonunun baş tacı programıydı. Birçok yıldız ismin rol aldığı yapımlar ile Pazar Sineması efsanesi sayesinde tanıştık. Ülkemize dünya sinemasını sevdiren film serisi Base Keepers ile geri dönüyor. Yıllanmış ama yıllandıkça da seyir keyfi artmış filmleri her Pazar sizlerle buluşturuyoruz. ‘Oscar’ ayı sebebiyle gölgede kalmış yapımlardan, usta beyaz perde eserlerini hatırlatma yazılarına dönen Pazar Sinema Kulübünde bu hafta Gladiator filmini konu ediniyoruz.

Gladiator, İmparator Marcus Aurelius’un son dönemlerinde muharebede askerlerinin güvenini kazanmayı başarmış, başarılı bir General Maximus’u konu almaktadır. Germen kabilelerine karşı son bir savaş kazanan Maximus; bu zafer ile birlikte emekli olup, ailesinin yanına dönmek istemektedir. Bu kararını iletmek üzere İmparator’un çadırına girdiğinde ise beklemediği bir teklif ile karşılaşır. Tarihten bilindiği üzere Gaius Julius Caesar ile başlayan Roma’nın imparatorluk dönemini Marcus Aurelius bitirmek istemektedir. Artık yaşlı bir hükümdar olan ve hastalığı sebebiyle son günleri yaşadığının farkında olan İmparator, Roma’yı yeniden senatonun eline bırakmak istemektedir ve bunun iletmesi için General Maximus’u görevlendirir.

General Maximus Decimus Meridius, Roma’nın en sevilen liderlerinden biridir

Ancak bu taht denkleminde Aurelius’un oğlu Commodus da yer almaktadır. Varisi olduğu tahta oturmak için günleri sayarken; İmparatorluk topraklarının senatoya Maximus aracılığıyla geri döneceğini duyan Commodus bu haberi kaldıramaz. Tacı takmak için tek bir fırsatı bulunan Commoudus, önce imparator Marcus Aurelius’u öldürür. Ardından da babasının el üstünde tuttuğu Maximus ve ailesini ortadan kaldırmak üzere askerlerini görevlendirir.

Evine dönünce evinin yandığını ve ailesinin katledildiğini gören Maximus bu acıyla derinden sarsılır. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de esir düşen emekli general, eski bir gladyatör olan Proksimo’nun okuluna köle olarak satılır. Askerlik yeteneği sayesinde arenada hayatta kalmayı beceren Maximus, bölge halkının sevgisini kazanır. Proksimo’nun ekibiyle, yeni İmparator Commodus’un tahta çıkışının şerefine verdiği kutlamalarda büyük Kolezyum’da savaşmak üzere Roma’ya gelen Maximus’un artık tek bir isteği vardır: Ailesinin ve manevi babası Marcus Aurelius’un intikamını almak.

Gladiator: Roma İmparatorluğu Jurnali

Gladiator filminin epik hikayesinin etkileyici olmasında ana payı, açılışta seyirciyi bekleyen savaş sahnesine verebiliriz. General Maximus önderliğindeki Roma Lejyonunun Germen kabilesine karşı verdiği mücadele baştan sona nefes kesici. Sahnede yer alan en işlevsiz oyuncunun bile ayrıntı ile işlenmiş. Lejyonerlerin yanı sıra tüm savaş çadırlarından mancınıklara, barbar kabilelerden savaş atlarına sahnenin tüm ögeleri oldukça etkileyici. Tüm bu muharebenin CGI teknolojisinden yoksun bir şekilde ortaya koyulmuş olması Ridley Scott‘ın ne kadar büyük bir yönetmen olduğunu gözler önüne seriyor.

Oyuncular kadar atmosferdeki başarısı filmi etkileyici kılıyor.

Bununla birlikte Gladiator filmi Roma İmparatorluğu halkını beyaz perdeye yansıtma konusunda en az savaş sahnesinde olduğu kadar başarılı. Roma şehrinin festival ile çalkalandığı günlerde halkın günlük yaşantısını beyaz perdeye aktarmak için özen gösterilmiş. Figüranların kıyafetleri kadar sahnelerde yer alan cumhuriyetten imparatorluğa geçiş dönemimdeki Roma mimarisi de filmin diğer güzel bir detayı. Dahası teknoloji yardımıyla şaşaalı dönemine dönüş yapan Kolezyum seyirciyi etkisi altına almayı başarıyor.

İki Başarılı Aktör: Russell Crowe ve Joaquin Phoenix

Kolezyum kadar Gladiator‘e görkem katan diğer bir unsur ise Russell Crowe ve Joaquin Phoenix ikilisi. Oynadığı Maximus rolü ile filmin canı, kanı kısacası her şeyi olan Crowe, kariyerinin en iyi performansını ortaya koymuş. Öyle ki General Maximus Decimus Meridius, gerek askerlerinin gerekse gladyatör arkadaşlarının arkasından ölüme gideceği kusursuz bir komutan. Ayrıca manevi babası ya da ailesi katledildiğinde salya sümük ağlayacak kadar da vicdan sahibi. Dahası her doğal liderde olduğu söylenen bir özellik olan liderliği kabul etmeme mevzusu da derisine işlemiş bir karakter. Filmde gördüğümüz her sahnede önce yoldaşlarının sonra Roma’nın dolayısıyla da seyircinin saygısını kazanan Maximus karakteri; filmin üzerine kurulduğu temeli oluşturuyor. Bugün bile sokaktaki insanların ‘General Maximus’ diye selam vermesine sebep olan Russell Crowe ise bu rolü kusursuz sergiliyor.

Öteki tarafta beyaz perdenin performans kralı Joaquin Phoenix‘in hayat verdiği bir Commodus karakteri yer alıyor. Gladiator filminin doğal kötüsü olan Commudus, seyircinin nefretini kazanmak içi dizayn edilmiş. Hikayenin başında kendi babasını öldürerek, haksız bir tahta öldüren karakter film boyu net bir kötü olmaya devam ediyor. Kız kardeşi ile olan ilişkisinden, Roma halkına karşı tutumuna; dahası Roma’nın eski güzel günlerini temsil eden senatoya karşı mücadelesiyle Commudus, General Maximus’un düşmanıdır. Joaquin Phoenix ise bu kötüyü canlandırmakta son derece başarılı. Gelecek Oscar ödülünde en iyi erkek oyuncu dalında ödülün en iddialı adayı olan Phoenix, Russell Crowe‘ın performansını taçlandıran detayların başında geliyor.

Maximus ve Commodus çatışması, Gladiator filminin merkezinde yer alıyor.

Tabii filmin başarısında yönetmen koltuğundaki ismi takdir etmemek olmaz. Alien ve Blade Runner gibi iki kült eserin altına imzasını atmış Ridley Scott‘ın, özellikle filmin teknik detaylardaki başarısı takdir edilesi türden. Dahası Maximus’un katledilmiş ailesinin ayaklarına kapanarak ağladığı ve filmin sonunda yer alan başak tarlası gibi beyaz perdenin unutulmaz sahnelerinde, usta yönetmenin parmağı olduğunu es geçmemek gerekiyor. Filmin akıllara kazanan müziğinin Hans Zimmer eseri olduğunu da düşününce Gladiator, 2000 filmleri arasında bugün bile görkemiyle dikkat çekmeye devam ediyor.

Tüm bunların ışığında diyebiliriz ki Gladiator filmini Pazar Sinema Kulübü listesine katmak bizim için bir onurdur. General Maximus odağında Roma İmparatorluğu’nda geçen bir intikam öyküsünü konu edinen bu yapım, siz sevgili okuyucularımıza bu pazarın naçizane film tavsiyesidir. Serinin bir sonraki yazılarında görüşmek üzere, herkese iyi pazarlar dilerim.

Etiketler

Kubilay Koyuncuoğlu

Doğuştan Silivrili, soğuk sever. Mahallenin dost canlısı, süper yazarı.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu