Pazar Sinema Kulübü

Pazar Sinema Kulübü #12: Gangs Of New York

Pazar Sinema Kulübü, televizyonların salonlarımızı işgal etmeye başladığı yıllarda hafta sonunun baş tacı programıydı. Birçok yıldız ismin rol aldığı yapımlar ile Pazar Sineması efsanesi sayesinde tanıştık. Ülkemize dünya sinemasını sevdiren film serisi Base Keepers ile geri dönüyor. Yıllanmış ama yıllandıkça da seyir keyfi artmış filmleri her Pazar sizlerle buluşturuyoruz. Bugünün filminde sizleri, usta yönetmen Martin Scorsese imzalı Gangs of New York ile buluşturuyoruz. Scorsese denince akla gelen ilk isim olan Leonardo DiCaprio ile birlikte Daniel Day-Lewis‘in baş rollerini paylaştığı bu yapım, Base Keepers‘ın siz okuyucularına bu haftaki tavsiyesidir.

Çatışmaların Ortasında Bir New York

19. yüzyılın ortalarında Amerika iç savaş ile sarsılmaktadır. Washington ve Konfederasyon arasında süren savaşta, New York eyaleti de güney eyaletleriyle mücadele eden başlıca şehirdir. Tüm kentte savaşın etkileri sürerken ‘New York Çeteleri’ şehrin özel bir noktasındaki hikayeye odaklanıyor. ‘Five Points’ olarak adlandırılan beş sokak, New York’ta kanunların işlemediği bölgesidir. Hırsızların sokaklarda cirit attığı bölgede fuhuş, kumar, yağma akla gelebilecek her türden suç günlük yaşamın parçasıdır. Tüm bu suçluların, beş sokağın biat ettiği tek isim ise Bill ‘The Butcher’ Cutting’dir.

Gnags of New York oldukça renkli bir film
Filmde hikaye Five Points olarak adlandırılan ve New York’ta kanunların işlemediği bölgede geçiyor

Bill Cutting, babasını Bağımsızlık Savaşı’nda kaybetmiş, eksiksiz bir vatanseverdir. Amerika’nın gerçek sahibinin Amerika’da doğmuş beyazlar olduğunu savunmakta ve özellikle göçmenlerden nefret etmektedir. O yıllarda İrlanda Bunalımı yaşanıyor ve adadan birçok İrlandalı, Amerikan Rüyasını yaşamak üzere Five Points Limanına adım atıyor. Bill Cutting ise, her hafta binler halinde göçmenin New York’a gelmesinden nefret etmektedir. Babasının can vererek özgür kıldığı ülkede kendisinin de kan akıtarak hakim olduğu bölgeye, medeniyet yoksunu İrlandalıların hakim olmasını engellemek için her şeyi yapmaya hazırdır. Gerekirse yıllar önce yaptığı gibi bıçakları eline alıp yeniden meydana inecektir.

Gangs of New York ve Can Damarı Five Points

Tabii hikayenin diğer yüzünde ise göçmen İrlandalılar yer almaktadır. Vatanlarından kopup ekmek umuduyla geldikleri Amerika’ya adım basar basmaz vatandaşlık hakkını kazanan adalılar, bunun karşılığında Amerikan Ordusunda silah altına girer. Ailelerinden koparılan İrlandalılar, deneyimsiz bir şekilde yabancı topraklarda savaşmaktan dolayı genellikle tabutuyla yeni evlerine geri dönmektedir. Hal böyleyken İrlandalılar kurbanlık koyun misali savaşa gönderilmekten epey bir usanmıştır. Ayrıca kalanlar, vatanperver Amerikalılardan ikinci sınıf insan muamelesi görmekten de bıkmıştır. Sonuç olarak iki grup da birbirine karşı çoktan bıçak bilemeye başlamıştır.

19. yüzyıl New York'unda vatanperver Amerikalılar göçmenlere karşı oldukça sert bir tutum sergilemektedir
19. yüzyıl New York’unda vatanperver Amerikalılar göçmenlere karşı oldukça sert bir tutum sergilemektedir

Gangs of New York, tüm bu curcunanın ortasında Amsterdam Vallon hikayesini anlatıyor. Amsterdam, bir İrlandalı olmasına rağmen, zekası ve cesareti ile Bill Cutting’in saygısını kazanmıştır. Butcher himayesi altına aldığı genç Vallon’a, o hiç sahip olamadığı oğlu gibi davranmaya başlar. Tüm karmaşasına rağmen Five Points’i nasıl ustalıkla yönettiğini anlatır. Filmin en dikkat çekici yanının da Five Points olduğunu belirtmek gerekir. Martin Scorsese, karakterlerin kılık kıyafetinden tüm şehrin dekoruna harika bir görsel şölen sunmuş. Dönem olarak benzerlerinden oldukça farklı temaya sahip Gangs of New York‘da zaman zaman filmden kopup detayları izlerken buluyorsunuz kendinizi. Beş sokak da şanlarının hakkını veren bir figürasyona sahip. Film çekilirken koca bir şehir yaratılmış ve şehir devamlı canlı. Bu karnaval havası, filmin her anına sinmiş ve bu durum yapımın seyir zevkini had safhaya çıkarmış.

Baş Döndüren Bir Performans: Daniel Day-Lewis

Film görselliğinin yanı sıra oyuncu kadrosuyla da ön plana çıkıyor. Tabii bu isimlerin en başında Scorsese diyince akla gelen ilk isim olan Leonardo DiCaprio geliyor. İkilinin ilişkisinin başladığı film olan Gangs of New York‘da, Leonardo‘nun başarılı bir iş çıkardığını söylemek yanlış olmaz. Amsterdam rolünü benimsemiş ve izleyiciye harika yansıtıyor. Ayrıca filmde ona eşlik eden Cameron Diaz ile harika bir ikili oluşturuyorlar. Fakat Gangs of New York kesinlikle bir Daniel Day-Lewis filmi. Usta aktör Butcher rolünde adeta döktürmüş. Duruşu, bakışı, gülümsemesiyle bile beyaz perdeye şahsına has bir karakter yansıtmış. Konuşurken Bill Cutting ne kadar nüfuzlu olduğunu iliklerinizde hissediyorsunuz. Her ne kadar Amsterdam Vallon’ın hikayesi anlatılıyor olsa da Day-Lewis egemenliğini ilan etmiş ve hayır bu Bill Cutting’in hikayesi diye bağırıyor. Oyuncunun bu performansı bile yapımın seyredilmesine değer.

Gangs of New York'un baş kahramanı Bill Cutting
Daniel Day-Lewis, Bill Cutting rolüyle neden büyük bir oyuncu olduğunu kanıtlıyor.

Martin Scorsese‘nin yönetmenliğinde New York’un gençliğine tanık olduğumuz Gangs of New York bu haftanın Pazar Sinema Kulübü üyesi olarak karşınıza çıkan yapım. Özellikle dönem dekoru ve tabii Daniel Day-Lewis ile taçlanan bu filmi izlemenizi kesin bir dille tavsiye etmekteyiz. Daha önceleri de buralara tavsiyeler bıraktık, isterseniz onlara da bir göz atabilirsiniz. Bu haftanın da sonuna geldik, iyi pazarlar dahası mutlu haftalar dileriz. Bir sonraki pazar görüşmek dileğiyle.

Etiketler

Kubilay Koyuncuoğlu

Doğuştan Silivrili, soğuk sever. Mahallenin dost canlısı, süper yazarı.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu