Oyun

İndie Oyunların Karşılaştığı Problemler Neledir?

Yazıma içten bir düşünceyle başlamak istiyorum ki: Oyun dünyasının altın günlerini yaşıyoruz. Piyasaya çıkan her yeni yapımla, oynadığımız oyunların niteliği ve niceliği artıyor. Üstelik artık saymakta zorlandığımız çokça platform sayesinde bu yapımlara ulaşmak an itibariyle çok daha kolay. Her geçen gün değerine değer katan oyun dünyası için, artık her yönden canlı, yaşayan koca bir evren halini aldı desek yanlış olmaz.

Indie yani bağımsız video oyunları ise kanımca bu görkemli evrenin en güzel detayını oluşturuyor. Günümüz AAA oyunlarına nazaran oldukça küçük bütçeler ile yola çıkan indie oyunlar, özgün hikayeleri ve sanat kaygısı taşıyan anlatımlarıyla oyuncuların kalbini kazanmayı başarıyor. Gönlünü çoktandır bu tarz oyunlara vermiş biri olarak huzurunuzda bu yazıda, bağımsız video oyun sektörünü sekteye uğratan problemleri ele aldım.

Zira indie oyunlar, her geçen gün popülerliğini kaybediyor. Tek kişilik hikayeye sahip oyunlara ilginin azaldığı bugünlerde, indie yapımlar da daha az oynanır hale geldi. Dolayısıyla hazırsanız gelin, Base Keepers‘ın bu yazısında son yıllarda kan kaybı yaşayan bağımsız video oyunlarının başlıca sorunlarından bahsedelim.

Indie Oyun Nedir?

Yazıya tam anlamıyla başlamadan indie ya da bağımsız video oyunu nedir, bunu netleştirirsek daha yararlı olacak. Zira indie oyun denince ortada bir anlam karmaşası mevcut. Genel görüş itibariyle, bir isim ya da grubun, sektörün ana şirketlerinden bağımsız bir şekilde, kendi imkanlarını kullanarak ortaya koyduğu yapımlara indie oyun diyebiliriz. Indie oyunlar, genellikle sektöre yeni giriş yapmış tecrübesizler ile yıllar boyu sektörde çalışmış ve artık oyununda tam anlamıyla kendini yansıtmak isteyen ustalar tarafından ortaya konulmaktadır.

Aslında oyun sektörünün doğuşuyla, başlarda ortaya konulmuş her oyuna bağımsız diyebiliriz. O zamanlarda her geliştirici, oyunlarını kendisi tasarlayıp tamamlıyordu. Indie oyun kavramı ise daha çok 2000’li yıllara gelmemizle kullanılmaya başlandı. Yeni milenyuma girdiğimiz yıllarda, oyun dünyasının ana yapım şirketleri az çok belliydi. Bu şirketler her sene bir veya daha fazla oyunu piyasaya sürüyordu. Hal böyleyken sektörde, yeni ortaya çıkan ve ağır top yapımcılara bağlı olmayan yapımlara bir ad koyma gereği ortaya çıktı. Indie oyun kavramı da böyle oluştu.

Günümüze genellikle kabul gören ve bu yazıda da kullanılacağı üzere indie ya da bağımız video oyunu denince aklımıza, yapım sürecinde herhangi bir ana akım şirketinden maddi ve donanım yardım almamış yapımlar akla gelmeli. Bunun yanında geliştiricinin, yapımın dağıtımı için büyük bir şirketle anlaşılması ise oyunun bağımsızlığını bozmaz.

Indie Oyun Sektörünün Başlıca Sorunları

Kavram belirsizliğini en azından bu yazı için ortadan yok ettiğimize göre artık yazımızın ana konusuna geçebiliriz: Indie oyunları neden kan kaybediyor? Bağımsız yapımların gelirleri son beş yıldır neden azalıyor?

Yakın tarihe baktığımızda, indie oyunların zirve günlerini Minecraft ile yaşadığını söyleyebiliriz. İlk versiyonu bir haftada hazırlanan ve bir forum sayfasında paylaşılan Minecraft, daha sonrasında çok büyük bir şöhrete kavuşmuştu. Oyuncuların kalbini kazanan yapım, sonunda milyonları peşine takmıştı. Bu büyük kitle takipçiyi elde etmesinin ardından Minecraft ve yapımcı Mohang şirketi, 2.5 milyar $ gibi olağanüstü bir paraya Microsoft’a satılmıştı.

 

Bu inanılmaz satış, ardından pek çok kişiyi bağımsız video oyunu yapma konusunda teşvik etti. Sonuçta Minecraft‘ın 2.5 milyar $ gibi bir meblağa satılması çok büyük bir olaydı, dahası piyasada Minecraft kadar olmasa da güzel paralar kazanmış pek çok oyun bulunuyordu. Bu başarılar sonrası indie oyunu yapımına büyük bir ilgi duyuldu. Bağımsız video oyunları başlığı altında toplanan yapım sayısı bir anda arttı. Fakat bu artışın çoğunu, az giderle çok kazanma hayaliyle ortaya çıkmış yapımlar oluşturunca, bir anda kalitesiz indie yapımlar ile dolu bir çöplük ortaya çıktı.

Indie oyun sektörünün ilk başlıca sorunu da tam bu noktada kendini gösterdi: Doğru reklam eksikliği. Bağımsız video oyunları, bir tür olarak konuşulmaya başlandığında, başlıca örnekleri piyasada başarılı olmuş oyunlardı. Her sene en azından bir tane bağımsız bir yapımcı tarafından ortaya koyulmuş bir oyun, oyuncuların kalbini kazanıyordu. Bu yüzden bundan on yıl öncesinde, bugüne göre oldukça az örneği bulunan indie oyunlar reklama ihtiyaç duymuyordu. Zaten “indie oyun olmak” piyasada başlı başına bir reklamdı. Oyuncunun ilgisini, sadece bağımsız oyun olarak çekebiliyordunuz.

Fakat Minecraft‘ın tarihi başarısı sonrası, indie oyunlara büyük bir yönelim oldu. Bu durum da büyük bir bağımsız oyun havuzunun oluşmasına sebep oldu. Üstelik bu havuzdaki yapımların sayısı, her sene üstüne koyarak artıyor. Hal böyleyken indie oyunlar reklam sıkıntısını hissetmeye başladılar. Birçok indie oyun ve geliştiricisi doğru reklam politikası uygulamamanın kurbanı oluyor. Tamam, zaten küçük bir bütçeyle yola çıkmış yapımcıların, büyük bir reklam harcaması yapmasını kimse beklemiyor. Fakat artık şu anlaşılmalı ki oyuncular da, emsallerinden iyi olan bir indie oyununu, sonsuz uzunlukta bir listede arayıp bulmak istemiyor. Bunun için geliştiriciler, doğru reklam politikası yürütmek zorundalar.

Video oyun pazarına yabancı kalmak

Reklam problemiyle ilişkili birçok indie oyununun yüzleştiği diğer bir sorun ise, video oyunları pazarının yeni halinde alışamamış olmaları. Ne yazık ki artık bir dergi ya da blog sitesindeki incelemeden, özellikle de bugünlerde, yüksek puan almak, oyununuzu daha çok satmanızı sağlamıyor. Artık pazar Youtube ile Twitch gibi yayın kanallarında kurulu ve açıkçası bağımsız oyunların bu alanda yer aldıklarını söylemek oldukça güç.

Kabul etmek gerekir ki Battle Royale ile AAA oyun fırtınasının deli gibi estiği Twitch ve Youtube platformunda, bir indie oyun olarak söz sahibi olmak cidden zor bir durum. Zira bu yayın kanallarında yeri geldiğinde yayıncıya, oyunları oynansın diye milyon dolar ödeniyor. Yine de Twitch ve Youtube, hikayesiyle ve grafikleriyle etkileyici bir bağımsız yapımın hakkını vermek isteyen yiğitlerle dolu. Indie oyunlar, bu yayıncılar üzerinden büyük kitlelere kolaylıkla ulaşabiliyor.

Bununla ilgili verebileceğimiz en güzel örnek The Long Dark‘ın Tuna Akşen ile birlikte ülkemizde popülerleşmesi. Günümüzde bildiği üzere “PintiPanda” ismiyle Facebook ve Youtube üzerinden yayın yapan Tuna Akşen, The Long Dark‘ın ilk çıktığı 2014 yılında oyunu oynamış, benim gibi pek çok seyirci de onu keyifle izlemişti. Dahasında çoğu oyuncu The Long Dark‘ı satın alıp, saatlerce oynamıştı. Hiç beklemediği bir şekilde Türkiye pazarında, bir yayıncı sayesinde iyi satış rakamlarına ulaşan Hinterland Studio Inc, bu durumdaki memnuniyetini göstermek için oyuna daha sonradan Türkçe dil desteğini dahi getirdi. Bu gibi sayısız örneği göz önünde bulundurarak diyebiliriz ki indie geliştiricileri, ürünlerini daha çok oyuncuya ulaştırmak için oyun pazarına hakim olan Youtube ve Twitch‘de bulabildikleri tüm fırsatları değerlendirmeliler.

Özgünlükten uzaklaşıp tekrara düşmek

Bağımsız oyun sektöründe yaşanan gelir kaybına göstereceğim son neden ise, bazı indie oyun yapımcılarının risk almaktan korkuyor olması. Piyasada Minecraft tahtına oturmak amacıyla bir araya gelmiş pek çok geliştirici bulunuyor. Bir anda kazanmak isteyen bu girişimler, söz konusu bir anda kaybetmek olunca aynı cesareti gösteremiyorlar. Aynı zamanda belli bir başarıyı yakalamış şirketler de bir sonraki adımlarını daha ürkek atmaya başlıyor. Riskli adımlar atmaya çekinen geliştiriciler, yeni bir oyun ortaya koyarken başarıya ulaşmış kendi veya etrafındaki örnekleri tekrara başvuruyor.

Bu tekrar durumu da indie yapımların oyuncuya cazip gelen bütün yönlerini törpülüyor. Açıkçası oyuncular, anlatmak istedikleri hikaye ve hissettirmek istedikleri duygular için indie oyunları tercih ediyor. Oyundan çok simülasyon halini gelmiş AAA oyunlarının aksine tercih edilmelerinin başlıca sebebi özgün ve yaratıcı olmaları. Hikayesiyle, karakteriyle veya anlatım diliyle emsalsiz olan bağımsız yapımlar baş tacı haline geliyor. Yeni fikirleri denemek istemeyen, başarılı bir ürünün kopyası indie oyunlar ise oyuncular tarafından doğal olarak aradıkları ilgiyi görmüyor.

Bu tekrara düşen oyun geliştiricisinin, zamanla ilgiyi kaybetmesi durumuna Telltale Games‘i örnek gösterebiliriz. 2012 yılında piyasaya sürdüğü Walking Dead ile daha önce dikkat çeken bir emsaline pek rastlamadığımız bir hikaye anlatımına sahip olan oyun, bir zaman sonra büyük bir başarıya ulaşmıştı. Yakaladığı başarı ile birlikte finansal yatırımcılar da kazanan şirket, oyun çıkarmaya hızla devam etti. Fakat her yeni oyunla birlikte tarzına bir şey katamayan Telltale Games, hikayeleri de ilgi çekmeyince zamanla ağır ağır kan kaybetmeye başladı. Her sene biraz daha gelir kaybı yaşayan yapımcı, şirket içi sorunlardan ötürü finansal desteklerini de kaybedince geçtiğimiz günlerde iflasını açıkladı.

Ne Yapılmalı?

Bu yüzden indie oyun geliştirici şunu asla unutmamalı: Sahip oldukları özgünlük, onların piyasadaki bir numaralı silahları. Yaratıcılık seviyelerini taze tuttukça sahip oldukları kitleyi, üstüne yeni oyuncuları da katarak, ellerinde tutmaya devam ederler. Minecraft başarısı milyonda bir olacak bir olaydı. Her oyunun başına böyle bir talih kuşunun konacağını beklemek hayalcilik olur.

Tüm bunların ışığında indie oyunların son yıllarda yaşadığı kan kaybı ile ilgili mütalaam böyledir. Bağımsız oyun geliştiricilerinin, artık bundan on yıl öncesi kadar az olmadıklarını göz önünde bulundurup, pamuklara sarılı olmadıklarını kabul etmeleri gerekiyor. Piyasada var olabilmek için doğru reklam politikası yürütüp, pazarda yer alabilmek için önlerine çıkan her fırsatı değerlendirmeliler. Özgün hikaye ve tasarımlarından şaşmamalı, nihai hedefleri için de sabırlı olmayı sürdürmeliler.

Sonuçta Roma bir günde kurulmadı.

Etiketler

Kubilay Koyuncuoğlu

Doğuştan Silivrili, soğuk sever. Mahallenin dost canlısı, süper yazarı.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu