Oyun

İddia Ediyorum! Video Oyunları Birer Sanat Eseridir

Base Keepers okuyucuları had bilmeden düşünceler öne attığım yeni bir  ‘İddia Ediyorum!’ yazısı ile tekrardan karşınızdayım. Söz konusu yazı serisinde kendimce bahisler ortaya atıyorum. Sonrasında ise çapını bilmez ukala bir yazar olarak, belli argümanlar da öne sürerek, bu fikirleri (önceki iki yazımda görüleceği üzere) sonuna kadar savunuyorum. Serinin ana hatları az çok belli olduysa, sözü çok da uzatmadan; video oyunlarının sanat eseri olduğunu savunduğum serinin üçüncü yazısı huzurlarınızda.

Öncelikle kabul etmek gerekiyor ki video oyunları artık hayatımızın her köşesinde bulunuyor. Günlük koşuşturma içerisinde şöyle bir durup etrafımıza baktığımızda; yediden yetmişe pek çok kişinin video oyunları ile etkileşimde olduğunu görebiliriz. Dahası geçen senenin verilerine dayanarak söyleyebiliriz ki, video oyun sektörü hali hazırda dünyanın en büyük eğlence endüstrisi. 2.3 milyar oyuncunun dahi olduğu bu endüstrinin geçen seneki market değeri 150 milyar $’ı geçti.

Durum böyle iken dünyanın en önemli fenomenlerinden biri haline gelen video oyunlarının tanımını da bir yerde yapmak gerekiyor. Zira video oyunları nedir? Sadece bir eğlence aracı mıdır? Yoksa yeri geldiğinde didaktik bir amaç taşımaları onları bir yere taşır mı? İşte tam bu noktada mikrofonu ben elime alıyor ve diyorum ki: İddia Ediyorum! Video Oyunları Birer Sanat Eseridir.

Video Oyunu Nedir?

İddia Ediyorum yazılarının geleneği tanımla başlayacak olursak; sözlüğe baktığımız zaman oyun, yetenek ve zeka geliştirici, belli kuralları olan ve iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence türüdür. Bunun üzerinden video oyunları ise bir bilgisayar programı tarafından bir monitörde veya başka bir ekranda üretilen görüntüleri elektronik oynanan bir oyundur.

God Of War etkileyici sahnelere sahip bir oyun
1952 yılında başlayan video oyun yolculuğunun son duraklarından bir God of War

‘Video oyunu’ kavramı ilk olarak, 1952 yılında Cambridge yüksek lisans öğrencisi Alexander Shafto Douglas tarafından ortaya atılmıştır. İnsan-bilgisayar etkileşimi üzerine doktora tezi yazan Douglas, bir OXO oyunu programlayarak tarihte ilk kez video oyun kelimesini kullanan kişi oldu.

Bununla birlikte video oyun tarihinde ilk oyun Al Alcorn tarafından geliştirilen Pong kabul edilir. Bir masa tenisi simülasyonu olan Pong‘un ilk olarak kabul edilmesinin ise iki sebebi bulunmaktadır. Bunlardan birincisi Pong, insan-insan etkileşimli bir oyundur ve aynı anda iki kişi tarafından oynanabilmektedir. İkincisi ise Pong seri üretime geçilen ilk oyundur ve dünya çapında oyuncu kitlesine ulaşmıştır.

Video Oyunlarının Sanat ile Arasındaki İlişki

Video oyunlarının, nihayetinde insan etkileşimli birer eğlence aracı olduğu aşikar. Bu noktadan sonra altmış yılı aşkın bir tarihe sahip olan video oyunlarının; sözlükte “Bir duygu, tasarı veya güzellik anlatımında kullanılan yöntemler ve bu anlatım sonucu ortaya çıkan üstün yaratıcılık.” olarak tanımlanan sanat ile olan ilişkisini, yapım aşamasında dayandığı üç temel sanat dalı üzerinden açıklayabiliriz.

Zelda: Breath of the Wild, tamamen bir görsel ziyafet
Video oyunları; edebiyat, görsel sanat ve müziğin etkileyici kullanımı ile inanılmaz bir seviyeye ulaşıyor.

Bunlardan ilki olan edebiyat ile başlayacak olursak, tüm video oyunları esasında bir senaryoya bağlıdır. Oyunlar ve oyun yönetmenleri tüm dert ve meramlarını, oyuncuya bir hikaye üzerinden aktarmaktadır. Karakterlerin tüm duygu ve düşünceleri hikaye üzerinden ekran başındaki ile etkileşime geçebilir. Hal böyleyken edebiyat, video oyunlarında önemli bir yer tutmaktadır.

Dahası oyunlar bu anlamda önemli bir avantaja sahip. Video oyunlarına en yakın karma sanat dalı ile olan sinema ile kıyaslayacak olursak, oyunların süre gibi bir yardımcısı bulunuyor. Sinemanın maksimum üç saatte anlatacağı bir hikayeyi video oyunları, ortalama yirmi saat oyuncu ile etkileşimde kalarak aktarma fırsatına sahip. Örneğin, beyaz perdenin önemli serilerinden Godfather üçlemesi 8.5 saatte anlattığı bir hikayeyi; Last of Us bir eser yirmi saatte anlatma fırsatına sahip. Bu durum da video oyunlarının daha demlemiş ve olgunlaşmış hikayelere sahip olmasına ön ayaklık ediyor. Böylelikle video oyunları daha etkileyici bir edebi anlatıma çanak tutmuş oluyor.

Video Oyunlarında Müzik ve Görsel Sanat

Sanatla olan ilişkiyi incelerken ele almamız gereken diğer bir unsur da müzik. Bu noktada video oyunlarında iki kavramın ayrımını yapmak gerekiyor: Ses ve müzik. Bunlardan ilki olan oyunlardaki ses kavramı, hikayenin anlatımını destekleyecek efektleri içermektedir. Örneğin Call of Duty‘de yer alan mermi ve top sesleri ya da Zelda: Breath Of Wild‘da yer alan vahşi doğa sesleri video oyunlarında yer alan ses kavramına girmektedir.

Bu yazıda sanatla ilişkilendirdiğimiz müzik ise, yapımın temasına uygun olarak karşı kişide belli duyguları harekete geçirmek üzere bestelenmiş parçaları içermektedir. Bu konuda en iyi emsali Christopher Tin‘in Baba Yetu şarkısı ile gösterebiliriz.

Christopher Tin, Grammy ödülüyle birlikte
Christopher Tin, Baba Yetu şarkısı ile birlikte Grammy dahil olmak üzere 14 ödülün sahibi oldu

Sid Meier’s Civilization serisi için hazırlanan şarkı, Swahili dilinde kurtarılmayı ve yükselmeyi isteyen bir halkın yakarışıdır. Antik çağda bir medeniyet kurup, kültürel ve bilimsel adımları atarak halkı uzay çağına taşımayı amaçlayan bir oyun olan Civilization ile Baba Yetu şarkısı eşsiz bir uyum içerisindedir. Öyle ki diğer şarkılarına da sevdalı olduğumuz Christopher Tin, bu şarkıyla büyük bir başarı yakalamış ve dünyanın en popüler müzik ödülü olan Grammy’i kazanmıştır. Böylelikle de Baba Yetu ilk kez Grammy kazanan video oyunu müziği olmuştur.

Video oyunların son bileşeni olan görsel sanat, özellikle oyuncu ile yapım arasında bir köprü oluşturmasından ötürü önem taşımaktadır. Kurgulanan dünyayı tüm ayrıntıları ile aktarması ile oyun yönetmenlerinin hayal güçlerini özgürce aktarmasına fırsat sunan görsel bu sanat, gelişen teknoloji ile birlikte etkileyici bir seviyeye ulaşmıştır. Artık video oyunlarında gerçeği aratmayacak manzaralar ve yaratıcılığın uç noktasındaki kurgular yansıtılabilmektedir.

Peki Her Video Oyunu Birer Sanat Eseri Midir?

Yapım aşamasında yukarıda saydığımız üç temel sanat dalını; estetik ve/veya yaratı kaygısı güderek bir araya getiren her oyun birer sanat eseridir. Peki piyasadaki tüm oyunlara birer sanat eseridir diyebilir miyiz? Aslında bu sorunun kesin bir ‘Hayır’ cevabı bulunuyor. Zira diğer sanat dallarında olduğu gibi video oyunları arasında da maddi kaygıları ön planda tutan ve tek kalıptan çıkmış ürünler bulunmaktadır. Tek amacı oyun içi ürün satmak olan ve devamlı piyasada kalmak için her sene bir öncekinin kopyası halinde sunulan oyunlar sanat eseri değildir.

Last of Us her yönüyle sanat eseri
Last of Us, video oyunlarının birer sanat eseri olduğunun en güçlü kanıtlarından biri

Bununla birlikte iddia ediyorum ki; edebiyat, müzik ve görsel sanatı kullanarak oyuncuda belli duyguları harekete geçirmek üzere, estetik kaygı ve yaratı düşüncesi ile ortaya koyulmuş her video oyunu birer sanat eseridir. Özellikle video oyun sektörünün gelişimi ile her sene sayılamayacak kadar çok oyunla baş başa kalıyoruz. Sevindirici olan mesele ise şu ki diğer sanat dallarına kıyasla oldukça genç olan video oyun yapımcıları, her sene bu anlamda başarılı ürünleri piyasaya sürmeye devam ediyor.

Etiketler

Kubilay Koyuncuoğlu

Doğuştan Silivrili, soğuk sever. Mahallenin dost canlısı, süper yazarı.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu