Dizi

“Atiye” Nasıl Olmuş ?

Netflix'in yeni Türk yapımı dizisi, izleyiciyle buluştu. Biz de Atiye'yi dilimiz döndüğünce, artıları ve eksileriyle ele aldık.

Son birkaç yılda ülkemizde kullanımı yaygınlaşan Netflix, “Netflix Originals” başlığı altında Türk dizilerine de yer vermeye başladı. “Hakan: Muhafız” ile başlayan bu süreç, “Atiye” ile devam etti ve bu kapsamda daha pek çok yapım karşımıza çıkacak gibi. İsterseniz lafı daha fazla uzatmadan bu yazımızda ele alacağımız yapımdan, “Atiye”den söz etmeye başlayalım.

Sürükleyici Bir Senaryo, Başarılı Bir Kurgu

Alışılmış genel bir kanı vardır; Türk dizi filmleri komedi ve dram dışında olmaz, olsa bile güzel olmaz. Bu kanıyı oluşturansa, yapılan başarısız denemelerdir. Ama elbette her işte olduğu gibi, film ve dizilerde de başarısız denemeler olmadan başarı gelmez. İşte tam da, başarısız denemelerden sıyrılıp, dersler çıkarıp başarıya ulaşacağımız bir noktada olduğumuzu gösteriyor Atiye dizisi. Her bölümde izleyiciye sunduğu gizem ile, bir sonraki bölüme hemen geçme isteği uyandıran bir senaryosu mevcut. Üstelik içerdiği mistik öğeler, kültürel motiflerin yanında eğreti durmayıp, güzel bir bütünlük oluşturuyor. Senaryo akışının “düğüm” olarak nitelendirilebilecek olan kritik anlarında, o düğümün çözülmesi esnasında da kültürümüzden bolca iz mevcut. Global alanda pek çok ülkede izlenecek olan bir yapımın içerisine kültürel izler serpiştirmek beklenmedik bir durum değil elbette. Ancak dizinin senaryosu bunu öyle başarılı yapıyor ki, sahnelerin akışı esnasında bir yandan sonraki sahneyi merak ederken, bir yandan da turistik bir merak uyandırıyor izleyicide.

Senaryo denince akla gelen ve olay akışına oldukça yüksek bir etkisi olan bir diğer faktör de; karakterler. Dizide yer alan, az veya çok bir öneme sahip her karakterin bir arka plan hikayesi ve motivasyonu mevcut. Bu hikayeler izleyiciye genel olarak başarılı bir şekilde aktarılıyor ve söz konusu karakterle empati kurmakta güçlük yaşanmıyor. Hal böyle olunca anlatılan hikayenin içinde kendinizi bulmak kaçınılmaz olabiliyor, demedi demeyin. Ancak bu kısımda bazı problemler de var. Örneğin dizideki kötü karakterimiz, 8 bölüm boyunca oldukça yetersiz miktarda işleniyor. Ona dair bildiğimiz en önemli şey kötü olduğu. Ama neden böyle olduğu, neler yaşadığı, geçmişi gibi konular hakkında aktarılanlar yetersiz olunca, bu karakter olması gerekenden daha silik bir hal alıyor izleyicinin gözünde.

Problem olarak ele alınabilecek bir diğer nokta da, bazı diyaloglar. Karakterleri Türk olan bir yapımda, ana dilleri olan Türkçe’nin, Amerikan dublajı gibi kullanıldığı diyaloglar kulağa pek hoş gelmiyor. Özellikle, muhtemelen pilot bölüm olarak çekilen ilk bölümde bu durum çok fazla karşımıza çıkıyor. Neyse ki sonrasında, bölümler geçtikçe konuşmalar daha doğal bir hale bürünüyor ve bu rahatsız edicilik gittikçe azalıyor.

Diyaloglardan ve karakterlerden söz etmişken, oyuncu performanslarından da bahsetmemek olmaz elbette. Oyuncu kadrosundaki isimlere bakıldığında umut vaat edici bir tablo çıkıyor karşımıza. Dizi içerisinde de genel olarak, birkaç performans dışında umutlarımız boşa gitmiyor. Ana karakter Atiye ‘ye hayat veren Beren Saat, karakteri tüm derinliğiyle ve özgün bir biçimde yansıtmayı başarmış. 8 bölüm boyunca genel olarak onun hikayesini izlediğimizi göz önüne alırsak, onun karakter gelişimi kilit önem taşıyordu. Yaşadıkları sonucunda Atiye ‘nin geçirdiği değişimi, sezonun sonunda ulaştığı noktayı görünce, Beren Saat’i takdir etmemek elde değil.

Önemli bir diğer karakter olan Arkeolog Erhan Kurtiz‘i de Mehmet Günsür canlandırıyor. Bazı sahnelerde verdiği tepkilerde yaşadığı donuklukları saymazsak, o da rolünün hakkını veriyor. Karakterinin sahip olduğu arka plan hikayesinin, onun üzerinde yarattığı izleri başarılı bir şekilde yansıttığını görüyoruz. Bunun yanında Ozan karakteriyle Metin Akdülger ve Cansu karakteriyle Melisa Şenolsun da, deyim yerindeyse sırıtmayan, standart düzeyde performanslar gösteriyorlar.

Meral Çetinkaya ve Cezmi Baskın gibi duayen isimlerse bizleri şaşırtmıyor ve oyunculuklarıyla izleyenleri mest ediyorlar. Özellikle Meral Çetinkaya’nın bazı sahnelerdeki performansları tüyleri diken diken edecek türden. Bu kısımdan daha derinlemesine bahsedecek olursak spoiler olabileceği için, izleyip görmelisiniz diyerek geçiyoruz.

Son olarak bahsetmek istediğimiz konular ise kurgu ve müzikler. Dizinin izleyeni sıkmayan ve sonraki bölümü merak ettiren yapısında senaryonun payı olsa da, kurgusunun payı da oldukça büyük. Sahnelerin sıralamasında tekdüzelikten kaçınılması, olay ve laf kalabalığından kaçınılıp doğrudan sonuca gidilmesi, kurgunun başarılı olduğunun göstergesi. Müzikleri Sertaç Özgümüş tarafından düzenlenen dizide, verilmek istenen duygu sahnelerde kullanılan müziklerle kuvvetlendirilmiş. Davul, saz, gibi kültürümüzden çalgıları içeren ana soundtracki olsun, kullanılan telifli şarkıların seçimleri olsun, her biri birbirinden başarılı işler.

Uzun lafın kısası sevgili Base Keepers takipçileri, bizce bu dizi “olmuş”. Bazı kusurları elbette mevcut ancak, çözülmeyecek sorunlar değiller. Bu sorunların da üstesinden gelinirse, gelecekte karşımıza çok daha üst düzey, bizi gururlandıran yapımlar çıkması oldukça mümkün. Bu anlamda, ilk sezonu itibariyle Atiye dizisinde emeği geçen herkesin emeğine sağlık diyoruz. Gelecek sezonu da büyük bir merakla bekliyoruz. Bu merakımızın sebebini bilmek isterseniz de, sizleri bu güzel yapımı izlemeye davet ediyoruz.

 

Etiketler

Mehmet Demirbilekli

Geveze, hasta Beşiktaşlı, dizi, film bağımlısı, folk rock müzik tutkunu, yazıp çizmekten keyif alan insan evladı

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu